Nedir.Org *
Zeus

Sözcükte Anlam Nedir

Okunma : 108157
Sözcükte Anlam ( Özet )
1-) Gerçek Anlam
a)Temel Anlam:
Sözcükte akla gelen ilk anlamdır.
Kazı yapılırken toprak aniden çöktü.
Çürük elmaları ayırt.
Soğuk su.
b)Yan Anlam: Sözcüğün temel anlama bağlı olarak kazandığı ikinci veya üçüncü anlamlarıdır
Ağacın kökü derinlerde.=> Temel anlam
Doktor dişin kökünü zorlukla çekti. => Yan anlam
Mürekkep lekesi kolay çıkmaz.=> Temel anlam
Tırnaklarda bazen beyaz lekeler oluşur. => Yan anlam

2-)Mecaz Anlam
Sözcüğün temel ve yan anlam dışında kullanılarak kazanmış olduğu anlamdır.
Soğuk davranış.=> Mecaz anlam
Mangaldaki ateş hemen sönmemiş.=> Temel anlam
Çocuğun ateşi yükseldi.=> Yan anlam
Yüreğime bir ateş düştü=> Mecaz anlam
Onun kadar çiğ bir insan görmedim.=> Mecaz anlam

3-)Terim anlam:
Spor,bilim,sanat yada meslek dalı ile ilgili kullanılan kullanılan özel kavramlardır
Türkiye hangi enlemler arasındadır.
Öğrenciler kadavra üzerinde otopsi yaptılar.
Geometride üçgenleri işledik.

Sözcükte Anlam (Detay):
Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

SÖZCÜKTE ANLAM


Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.
Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:


A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER


Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)


Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.
Meselâ, "ağız" dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. "göz" kelimesi de öyle.

Soğuktan su boruları patlamış.
Ayağında eski bir spor ayakkabı var.
Biraz sonra toprak bir yola girdik.
Kanadı kırık bir martı gördüm.
Soğuk sudan boğazı şişmişti.
Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.
Dün gece erken yattım.
Sıcak çorbayı içince rahatladım.
Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.
Ahmet'in burnu iyi koku alır.
Ağzında yaralar oluşmuştu.
Elini hırsla masaya vurdu.
İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.
Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

2. YAN ANLAM


Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.
Meselâ "göz" dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama "iğnenin gözü", "çantanın gözü", masanın gözü" tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.
Meselâ, "düşmek" kelimesi "Meyveler tek tek yere düştü" cümlesinde temel anlamda; "Çocuğun pantolonu düşüyordu", "Bu yılın ilk karı düştü" ve "Kavakların gölgesi yola düştü" cümlelerinde yan anlamdadır.

Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)
Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.
Uçağın kanadı havada parçalanmış.
Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.
Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.
Köprünün ayağına bomba koymuşlar.
Şişeyi boğazına kadar doldurdu.
Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.
Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.
Yokuşun başına kadar koştuk.

Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla "geçilen yer" demek olan "yol" kelimesi "yöntem, metot" anlamına gelerek soyutlaşmıştır.
Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb

3. MECAZ ANLAM


Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.
Bu konuyu bir daha açmayacağım.
İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.
Derdim çoktur, hangisine yanayım.
Doktora boş gözlerle bakıyordu.
Bu şarkıya bayılıyorum.
Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.
Yakında savaş patlayacak.
Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.
İnce işlere aklım pek ermiyor.
Kitapları taşırken kolum koptu.
İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.
Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.
Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.
Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.
Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.

"Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya" (açık istiare)
"Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor." (kapalı istiare)

İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
Saçını kestir demedim mi?
Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.
Ayağını çıkarmadan girebilirsin.
Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
Orhan Veli'yi okur musun?

4. DEYİM ANLAM


Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.
Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.
Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
Her gördüğüne dudak büküyordu.
Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.
İki genç adam boğaz boğaza geldi.
Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.
Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.
Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.
Matematiği aklım almıyor.
Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.
Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.
Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.
Bizimkinin iyice çenesi düştü.
Göze girmek için her şeyi yapıyor.
İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.
Bu soruya kafa yormanı istemiştim.
Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.
Burası çok ayak altı, şurada duralım.

Deyimlerin özellikleri:


a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.
Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,
"ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,
"ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,
"dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,
"tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.
Ama istisnalar yok değildir: "baş başa vermek" ve "kafa kafaya vermek" gibi.
Araya başka kelimeler girebilir:
"Başını derde sokmak" Başını son günlerde hep derde soktu.
b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: "Çam sakızı çoban armağanı", "dili çözül-", "dilinde tüy bit-", "dilini yut-"
c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

  • 1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:


ağzı açık, kulağı delik,
eli uzun, kaşla göz arasında,
bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,
can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,
pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,
kafayı ye-, aklı alma-,
akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,
bel bağla-, çenesi düş-,
göze gir-, dara düş-,

  • 2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.


Yorgan gitti, kavga bitti.
Dostlar alışverişte görsün,
Çoğu gitti azı kaldı,
Allah bana ben de sana,
Atı alan Üsküdar'ı geçti,
Tut kelin perçeminden,
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,
Ne şiş yansın ne kebap,
Fol yok yumurta yok ..
d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: "İşleyen demir ışıldar" atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?
Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..
f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:
Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)
Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)
Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)
O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)
g) Kafiyeli deyimler de vardır:
Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

5. TERİM ANLAM


Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.
Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.
Örnek: kök, mısra, muson.
"yüklem, özne, kök, zarf", dil bilgisi terimleri; "üçgen, daire, çap", kelimeleri de geometri terimleridir.
Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.
Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.
Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.
Boğaz'ı geçip Karadeniz'e ulaştık.
Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
Ağacın kökleri çok derinde.
Üçgeninaçıları toplamı 180'dir.

6. ARGO ANLAM


Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.
Argo, dil içinde bir dil gibidir.
Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.
Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.
Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.
Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.
Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.
"Canına yandığımın dünyası" gibi.
abdestini vermek: azarlamak
aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek
röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek
piliç gibi: güzel ve sevimli kız
mektep çocuğu: acemi, toy
zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak
yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek
arakçı: hırsız
bal kabağı: aptal, beyinsiz
torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak...

7. SOYUT ANLAM


Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.
Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik...

8. SOMUT ANLAM


Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.
Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...
Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.
"Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum."
"Adam yıldızlara basa basa yürüyordu."

9. GENEL ve ÖZEL ANLAM


Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.
Varlık-canlı-insan-Ahmet
Metin-paragraf-cümle-kelime-hece-harf

B. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ


1. EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER


Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.
kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç...
Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: "kara bahtlı" kelime grubunda "kara" kelimesinin yerine "siyah" kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.
Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:
deprem-yer sarsıntısı-zelzele,
kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER


Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,
Kardeşim sana küsmüş.
Kardeşim sana kırılmış.
Kardeşim sana gücenmiş.
Kardeşim sana darılmış.
Birinci cümlede bir "kesinlik ve aşırılık" anlamı, ikinci cümlede bir "esneklik, hatta hoşgörü" anlamı, üçüncü cümlede "üzülmek" anlamı, dördüncü cümlede "gücenip görüşmez olmak" anlamı vardır.
Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)
Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)
Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)
Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)

3. ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER


Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.
Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,
Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.
"sevinmek" karşıtı sevinmemek değil "üzülmek"tir.
Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.
"doğru" kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede "eğri" olurken, diğerinde "yanlış" olabilir.
İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki "ağır" kelimesinin ağır olmayan anlamındaki "hafif"le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

4. EŞ SESLİ SÖZCÜKLER


Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.
Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir
Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz
Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi
Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:
Siyah anlamındaki "kara" ile "kar-a" (-a: yönelme hâl eki) gibi
"Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar"
"Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar"
Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya
Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya
"hala" ve "hâlâ", "kar" ve "kâr", "adet" ve "âdet" kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.

5. İKİLEMELER


Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.
ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya ...

Yapı Yönüyle İkilemeler:
a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, delik deşik, eş dost
b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak...
c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ....
d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş ...
e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl ...
f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü
g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur ...
İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.

6. YANSIMALAR


Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.
tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır...
Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.
"miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı"

7. atasÖzlerİ


Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.
Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler
Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
Çoğu mecazlıdır.
Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.
Genel bir yargı bildirir.
Öğüt verme amacı taşır.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
Böyle gelmiş, böyle gider
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Damlaya damlaya göl olur.
Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.
Eden bulur.
Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Üzerine laf düşmedikçe konuşma.
Vakitsiz açılan gül çabuk solar.

8. DOLAYLAMA


Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.
"yavru vatan": Kıbrıs,
"büyük kurtarıcı": Atatürk,
"ulu önder":Atatürk
"derya kuzuları": balık,
"file bekçisi":kaleci
"Türkiye'nin kalbi": Ankara

9. anlam genİŞlemesİ


(yan anlam)

10. anlam daralmasI


] "oğul" kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi.

11. anlam İYİLEŞMESİ


] "kötü" anlamındaki yavuz kelimesinin artık "yiğit" anlamında kullanılması gibi.

12. anlam kÖTÜlenmesİ


] "canlı" anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.

13. gÜzel adlandIrma


] "verem" kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için "ince hastalık" ile karşılanması gibi.
]Yabanî hayvan adı olan "börü"nün atılıp yerine "kurt" kelimesinin kullanılması gibi.

Sözcükte Anlam Resimleri

  • 1
    Sözcükte anlam kavram haritası 3 hafta önce

    Sözcükte anlam kavram haritası

Sözcükte Anlam Sunumları

  • 3
    Önizleme: 3 hafta önce

    Sözcükte anlam konu anlatımı sunusu (slayt -pptx))

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni1SÖZCÜKTE ANLAM Anlamlı en küçük ses birliğine sözcük (kelime) denir. Sözcüklerin zihnimizde oluşturduğu resim ise sözcüğün anlamı olarak tanımlanır. Örnek : Ağız, boğaz, burun, çiçek, ince, tel, söz, hava, akıl, gel, oku, soğuk, güzel…style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_y

    2. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni2SÖZCÜKLERİN ANLAM ÖZELLİKLERİ1- GERÇEK ANLAMLI SÖZCÜKLER GÖZ : Gözüme toz kaçtı.2-MECAZ ANLAMLI SÖZCÜKLERGÖZ: Ayşe,kısa süredeöğretmenin gözüne girdi.style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    3. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni3GERÇEK ANLAMBir sözcüğün gerçek anlamı,onun temel an-lamıyla ya da yan an-lamlarından biriylekullanılması demektir. Hasan,kollarında birkedi tutuyor. ppt_xppt_ystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    4. Sayfa
    İlksen Uysal Bozyel/ Türkçe Öğretmeni.4TEMEL ANLAM Sözcüğün aklagelen ilk,asıl anla-mına temel anlamdenir.Sözcüğünsözlükteki ilk anla-mıdır.Ayşe’nin kolları çokyoruldu.style.visibilitystyle.rotationppt_xppt_yppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    5. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni5YAN ANLAMSözcüklerin ,zamanlakazandığı,temel anlamile bağlantılı diğeranlamlarına yan anlamdenir. Kedi,koltuğun kolunu tırmalıyor.style.visibilityppt_xppt_xppt_yppt_ystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    6. Sayfa
    . İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni6MECAZ ANLAMLI SÖZCÜKLERSözcüğün gerçek anlamının dışında kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz anlam denir.Saatler uçup gidiyor, zavallı üç genç işle- rini bir türlü bitiremi- yorlardı.style.visibilityppt_xppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_h

    7. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni7MECAZ ANLAMEşi ölünce,bütünişleri Ayşe Hanım’ın üstüne yıktılar.style.visibilityppt_xppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_h

    8. Sayfa
    İlksen Uysal Bozyel/Türkçe Öğretmeni8TERİM ANLAMLI SÖZCÜKLERBir bilim,sanat,meslek dalıyla ilgili özel ve belirli bir anlamı olan sözcüklereterim denir. Terimler kesin anlamlı sözcüklerdir.Bu yüzden anlamları herkese göre aynıdır.Örneğin:Tümce,sıfat,zamir (dilbilgisi),açı,yarıçap,doğru (matematik) style.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_xppt_yppt_y

    9. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni9KARŞIT ANLAMLI SÖZCÜKLERNesne,durum,göreviş,hareket bakımından birbirine karşıt (zıt) kavramları karşılayan sözcüklere denir. *Büyük ev,küçük ev-den daha uzaktaymış.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    10. Sayfa
    İlksen Uysal Bozyel/ Türkçe Öğretmeni10DEYİMLERGenellikle gerçek an-lamından az çok sıyrı-larak ilgi çekici anlamtaşıyan söz öbeklerinedeyim denir. ** Ayşe,Emre’yi gökteararken yerde buldu.style.visibilityppt_xppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_h

    11. Sayfa
    İlksen Uysal Bozyel/Türkçe Öğretmeni11EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLERSesleri farklı,anlamları aynı olan sözcük-lere eş anlamlı sözcükler denir.NOT: Türkçedeki eş anlamlılık,yabancıkökenli sözcüklerden kaynaklanır.Bağımsızlık-istiklal,görev-vazife,Sorun-problem,koruma-muhafazastyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    12. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni12EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLERBir sözcüğün eş anlamlısını cümledekikullanımı belirler. Örnek:Çektiğimiz sıkıntının nedeni sevgisizlik,bencilliktir. Bu seferki yolculuk çileli geçti. Sıkıntı – çile : Eş anlamlı Eline geçirmiş de çileyi Evirip çevirip yumak yapıyor. çile: Her türlü iplik kangalı style.visibilityppt_xppt_xppt_yppt_ystyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_h

    13. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni13EŞ SESLİ SÖZCÜKLERYazılış ve söylenişleriaynı,anlamları farklıolan sözcükleresesteş sözcükler denir Su çok güzel hemendal .Bu dal her an kırılabilirstyle.visibilitystyle.rotationppt_xppt_yppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    14. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni.14Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “diş” sözcüğü temel anlamda kullanılmıştır?A) Bana bir diş sarımsağın hesabını sordu.B) Testerenin dişlerini kırdı.C) Yemek yerken dişi çıktı.D) İki diş karanfili bile vermek istemedi.

    15. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni15Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir-birleriyle zıt anlamlı sözcükler yoktur? A) Çok satış yaptı ama az kâr yaptı.B) Sonunda aradığı kitabı buldu.C) Çocuk önce ödevini yaptı,sonra top oynadı.D) İzciler uzun yolu kısa zamanda aldılar. style.visibilitystyle.rotationppt_xppt_yppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    16. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni16Hangi cümlede mecaz anlamıyla kulla-nılan bir kelime vardır?A)Günlerce ondan hiçbir haber alamadımB)Bahçenin etrafını dikenli tel ile çevirdinC)Fırsatı kaçırdığıma hala yanarım.D)Söyleyecek hiçbir sözüm yok.style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    17. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni17Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyimyoktur?A) Sonunda gerçekler su yüzüne çıktı.B) Şairler,genç yeteneklerin elinden tutmalı.C) Sizi bir yerden gözüm ısırıyor.D) Çocuklar el ele tutuşarak oynuyorlar.

    18. Sayfa
    İlksen Uysal BOZYEL/Türkçe Öğretmeni18Doğadaki seslerden türetilmiş olan söz-cüklere yansıma sözcükler denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde,yansı-ma bir sözcük yoktur?A) Bu adamın horlaması dayanılır gibi değildi.B) Gökyüzü,kapkara bulutlarla kaplandı.C) Ağacın dalı,çatırdayarak kırıldı.D) Kulağına bir şeyler fısıldıyordu. style.visibilitystyle.rotationppt_xppt_yppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    19. Sayfa
    TEŞEKKÜRLER…İlksen Uysal Bozyel Türkçe Öğretmeni19

  • 1
    Önizleme: 4 ay önce

    Sözcükler arası anlam ilişkileri

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    2. Sayfa
    1. Eş Anlamlı (Anlamdaş) KelimelerYazılışları ve okunuşları farklı olmasına rağmen aynı anlamı taşıyan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler birbirlerinin yerine kullanılabilir. Eş anlamlılık çoğunlukla Türkçe sözcüklerle dilimize yabancı dillerden girmiş sözcükler arasındadır.Örnek» siyah – kara» cevap – yanıt» kalp – yürek – gönül» kelime – sözcük» ileti – mesaj» özgün – orijinal» dil – lisan» bellek – hafıza» uygarlık – medeniyet» al – kırmızı» misafir – konuk» fiil – eylem» model – örnek» ölçüt – kıstas – kriter» belgegeçer – faks» ilginç – enteresan» varsıl – zengin» yoksul – fakirSuat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    3. Sayfa
    » Bazı durumlarda anlamdaş sözcükler birbirinin yerini tutmayabilir: Örnek“Kara bahtlı” sözcük grubundaki kara sözcüğü yerine siyah sözcüğünü kullanamayız.**Başımın üstünde yerin var.** cümlesindeki baş sözcüğü yerine kafa sözcüğü kullanamayız.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    4. Sayfa
    2. Yakın Anlamlı KelimelerYazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.Örnek » basmak – çiğnemek – ezmek» tutmak – yakalamak» korkak – çekingen» saçmak – dağıtmak » dargın – küskün – kırgın» tanıdık – bildik» Çiçeklere basmak. » Çiçekleri çiğnemek. » Çiçekleri ezmek.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    5. Sayfa
    » Yakın anlamlılıkta çoğu zaman sözcüğün cümledeki kullanımı belirleyici olmaktadır.Örnek“Yasaları çiğnemek” sözcük grubunda mecaz anlamda kullanılan çiğnemek sözcüğüyle basmak veya ezmek sözcüğü arasında yakın anlamlılıktan söz edilemez.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    6. Sayfa
    3. Zıt (Karşıt) Anlamlı KelimelerAnlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir. Örnek» uzak – yakın» bulanık – berrak» kirli – temiz» ileri – geri» güzel – çirkin » iç – dış» soğuk – sıcak» sık – seyrek» iyimser – kötümser» inmek – çıkmak» sağ – sol» zengin – fakirSuat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    7. Sayfa
    » Bir sözcüğün olumsuzu, o sözcüğün zıt anlamlısı değildir. Örnek» gelmek – gelmemek (olumsuzu)» gelmek – gitmek (zıt anlamlısı)» kirli – kirsiz (olumsuzu)» kirli – temiz (zıt anlamlısı)» almak – almamak (olumsuzu)» almak – vermek (zıt anlamlısı)Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    8. Sayfa
    » Sözcüklerin karşıt anlamlı olabilmesi için her ikisinin de gerçek ya da mecaz anlamlı olması gerekir. Örnek» Dün akşam bize geldi. (gerçek anlam)» Bu işin sonu nereye gider? (mecaz anlam)Yukarıdaki cümlelerde gelmek ve gitmek birbirinin karşıtı değildir; çünkü gelmek gerçek anlamıyla,gitmek mecaz anlamıyla kullanılmıştır.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    9. Sayfa
    4. Eş Sesli (Sesteş) KelimelerYazılış ve okunuşları aynı olan; ama anlamları birbirinden farklı olan sözcüklere eş sesli (sesteş) sözcüklerdenir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. ÖrnekYüz» Yüzü bana dönüktü.(yüz: Çehre, surat, sima)» Düğününe yüz kişi gelmiş.(yüz: Doksan dokuzdan sonra gelen sayı)» Kıyıda iki çocuk yüzüyordu.(yüzmek: Suda ilerlemek)» Koyunun derisini yüzdüler.(yüzmek: Derisini çıkarmak, soymak)El» Telefonu bütün gün elinden bırakmadı.(el: İnsanın tutmaya ve iş görmeye yarayan organı)» Eller ne derse desin, önemli değil.(el: Yabancı)Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    10. Sayfa
    » Dilimizde düzeltme işareti ( ^ ) olan sözcüklerde okunuşları, yazılışları ve anlamları farklı olduğu için sesteşlik özelliği aranmaz.Örnek» Hava soğuktu kar yağıyordu.» Bu seneki kârımız iyi.» ama – âma » hala – hâlâ » aşık – âşık » adet – âdet » yar – yârSuat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    11. Sayfa
    5. Genel ve Özel Anlamlı KelimelerSöylenişte tekil olmasına rağmen anlamca geniş kapsamlı olan sözcüklere genel anlamlı sözcükler; anlamca daha dar kapsamlı olan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir.Örnekvarlık – canlı – bitki – çiçek – papatyaGENEL . . . . . . ↔ . . . . . ÖZELYukarıdaki örnekte sözcükler genelden özele doğru sıralanmıştır. Buradaki sözcüklerin en genel anlamlısı “varlık”tır, en özel anlamlısı ise “papatya”dır. Yine bu örnekte “çiçek” sözcüğü, “bitki” sözcüğüne göre daha özel anlamlıdır; “çiçek” sözcüğü, “papatya” sözcüğüne göre daha genel anlamlıdır.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    12. Sayfa
    6. Somut ve Soyut Anlamlı KelimelerBeş duyu organımızdan en az biriyle algılayabildiğimiz varlıkları karşılayan sözcüklere “somut anlamlı sözcükler” denir. ÖrnekRüzgâr, yağmur, soğuk, sıcak, ekşi, acı (tat), çiçek, gürültü, aydınlık, karanlık, mavi, koku, uzun, deniz… Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    13. Sayfa
    Beş duyu organımızdan herhangi biriyle algılayamadığımız kavramları ifade eden sözcüklere “soyut anlamlı sözcükler” denir. ÖrnekKin, iyilik, kötülük, nefret, kıskançlık, ayrılık, özlem, aşk, sevgi, acı (üzüntü), mutluluk, vicdan, umut, sevinç, keder… » Somut anlamlı sözcüklerle soyut anlamlı sözcükler arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Ancak aktarmaların temeli sayılan “somutlaştırma” olayında somut-soyut ilişkisi kurulmaktadır.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    14. Sayfa
    7. Nicel ve Nitel Anlamlı SözcüklerKavramların sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen özelliklerini gösteren sözcüklere nicel anlamlı sözcükler denir. Örnek» Bu binadaki dairelerin oldukça geniş odaları var.» Ağacın uzun dallarını testereyle kestim.» Okul, yüksek binaların arasında kalmış.» Sırtında ağır bir çantayla güç bela yürüyordu.» İşyerime yakın bir ev satın almak istiyorum.Yukarıdaki örneklerde koyu yazılan sözcükler – odanın genişliği, dalların uzunluğu, binaların yüksekliği, çantanın ağırlığı, evin yakınlığı – ölçülebilir özellikleri gösterdiği için nicel anlamlıdır. Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    15. Sayfa
    Varlıkların nasıl olduğunu, niteliğini gösteren; sayılamayan, ölçülemeyen bir değeri, özelliği ifade eden sözcüklere “nitel anlamlı sözcükler” denir. Örnek» Ekşi yoğurdu ayran yaparak değerlendirebilirsin.» Annemin lezzetli yemekleri burnumda tütüyor.» Güleç yüzüyle çevresine neşe saçıyordu.» Cimri insanların kimseye hayrı dokunmaz.» Okula yırtık ayakkabılarla gidiyordu.Yukarıdaki örneklerde koyu yazılan sözcükler – yoğurdun ekşiliği, yemeklerin lezzetliliği, yüzün güleçliği, insanların cimriliği, ayakkabıların yırtıklığı – ölçülemeyen özellikleri, nitelikleri ifade ettiği için nitel anlamlıdır.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    16. Sayfa
    » Sözcükler cümle içindeki kullanımına göre bazen nicel bazen de nitel anlamlı olabilir. Örnek» Okul yıllarında onunla yakın arkadaştık. (nitel anlam)» Stadyum evimize çok yakındı. (nicel anlam)» Annesinin güzel gözleri vardı. (nitel anlam)» Bu işten güzel para kazanmışlar. (nicel anlam)Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    17. Sayfa
    8. Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) (Düz Değişmece)Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Örnek» Seni şirketten aradılar.Yukarıdaki cümlede “şirket” sözcüğünde ad aktarması vardır. Burada şirkette görevli birinin, örneğin sekreterin araması söz konusudur. Ama cümlede “şirketten” sözü ile genel söylenip, özel anlam anlatılmak istenmiştir.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    18. Sayfa
    Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir:İç-Dış İlişkisi: Bir varlığın dışı söylenerek içi ya da içi söylenerek dışı kastedilir. Örnek» Evi gelecek hafta taşıyoruz. (Evin eşyalarını)» Çayı ocağa koyuver. (Çaydanlığı) Bütün-Parça İlişkisi: Bir varlığın bütünü söylenerek parçası, parçası söylenerek bütünü kastedilir. Örnek» Sokağın ilk girişindeki apartmanda oturuyorum. (Apartmanın dairesi)» Herkes başının üstünde bir çatı olmasını ister. (Ev)Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    19. Sayfa
    Somut-Soyut İlişkisi: Soyut bir kavram söylenerek somut bir varlık kastedilir. Örnek» Düşük bir maaşla beş canı besliyor. (İnsan) Sanatçı-Eser İlişkisi: Sanatçının adı söylenerek eseri ya da eserleri kastedilir. Örnek» Biz Yahya Kemal’i okuyarak yetiştik. (Romanını) Yer (Şehir, Kasaba, Köy) – İnsan İlişkisi: Yer adı söylenerek insan adı kastedilir. Örnek» Takımı şampiyon olunca tüm Adana bayram etti. (Şehir halkı)» Törende bütün kasaba meydanda toplanmıştı. (Kasaba halkı)Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    20. Sayfa
    Şehir-Yönetim ilişkisi: Bir ülkenin başkenti söylenerek yöneticileri kastedilir. Örnek» Ankara bu olayda duyarsız kaldı. (Devlet yöneticileri) Yön – Bölge, İnsan İlişkisi: Yön adı söylenerek o yerde oturan insanlar kastedilir. Örnek» Batı’nın tavrını anlamak güç. (Avrupa ülkeleri) Bir Kap Söyleyip İçindekileri Çağrıştırma: Örnek» Bardağını bitir de sana çay doldurayım. (Çayını bitir) Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    21. Sayfa
    9. Anlam (Deyim) AktarmasıBir sözcüğün benzetme amacı ile başka bir sözcük yerine kullanılmasına anlam (deyim) aktarması denir. Anlam aktarması, anlatımı güçlendirmek ya da duygu ve düşünceleri kısa yoldan anlatmak için başvurulan bir yöntemdir.Deyim aktarmalarını şu alt bölümlerde inceleyebiliriz:İnsandan Doğaya Aktarma: Organ adları ya da giysi parçalarının doğaya aktarımı şeklinde olursa yan anlamlı kelime, kişileştirme şeklinde olursa mecaz anlamlı kelime ortaya çıkar. Örnek» Bir diş sarımsak ( Yan Anlam )» Gülen Güneş ( Mecaz Anlam ) Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    22. Sayfa
    Doğadan İnsana Aktarma: Doğayla ilgili öğelerin insan için kullanılmasıdır. Örnek» Aslanım, yaptığın bu iş doğru değil!» O tilkiye söyle, borcunu ödesin.» Senin kadar pişkinini de görmedim. Doğayla İlgili Kavramların Doğaya Aktarılması: Doğayla ilgili öğelerin doğanın bir başka öğesi için kullanılmasıdır. Örnek» Karlar uçuşurdu camlarda.» Rüzgârlar ulurdu sabaha kadar.Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    23. Sayfa
    Duyular Arası Aktarma: Bir duyuya ait olan kavramların başka duyular ile birlikte kullanılmasıdır.Örnek» Acı bir çığlık duyuldu. (Tat alma duyusundan işitme duyusuna)» Keskin bir koku içeriye yayılmıştı. (Dokunma duyusundan koklama duyusuna)» Yumuşak bir sesi var. (Dokunma duyusundan işitme duyusuna)» Yanık bir türkü tutturdu. (Görme duyusundan işitme duyusuna) Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

    24. Sayfa
    Somutlaştırma: Soyut, anlatılması güç düşünce ve duyguların somut kavramlarla dile getirilmesidir.Örnek“güç, hüner” soyut anlamlıdır. Bu kavramları somutlaştırmak için somut anlamlı “bilek” sözcüğün¬den yararlanabiliriz.“O bileğine çok güveniyor.” dedi¬ğimiz zaman “güç, hüner” kavramlarını somut bir biçimde anlatmış oluruz.» Bu öğrencideki zekâ kimsede yok! (soyut kavram)» Bu öğrencideki kafa kimsede yok! (somut kavram)Suat Bingöl Türkçe Öğretmeni

Sözcükte Anlam Videoları

  • 2
    3 hafta önce

    Sözcükte anlam konu anlatımı videosu

Sözcükte Anlam Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Sözcükte Anlam Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
İlgili Yazılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz